SATIN AL
TR / EN
Sepet güncellendi.
Sepet güncellendi.

Sağlıklı ve Zinde Yaşamın Anahtarı Kök Hücreler

Kök hücreler, vücudun hemen hemen her dokusunun ve organının hücresi haline gelebilir ve insan sağlığına geniş kapsamlı faydalar sağlayabilir.

Son 15 yılda kök hücre araştırmalarındaki ilerlemeler, kök hücrelerin vücudun doğal onarım sistemini oluşturduğunu ortaya koymuştur.

Kök hücrelerin vücuttaki doğal rolüyle ilgili bilimsel yayınların derinlemesine analizi dört ana sonuca varmamızı sağlar:

  • Kan dolaşımında kök hücre sayısının fazla olması, doku onarımına katılmak için daha çok kök hücrenin mevcut olduğu anlamına gelir.
  • Kişinin kendi kök hücrelerinin salınımı yoluyla dolaşımdaki kök hücre sayısını arttırmak, vücudun onarım yeteneğini arttırır.
  • Hücresel bozukluklarla gelişen (Dejeneratif) sağlık problemleri, kan dolaşımındaki kök hücre sayısının azlığıyla ilişkilendirilmiştir.
  • Günlük kök hücre desteği, ideal sağlığın kazanımı ve korunmasına yardımcı olur.
https://stemcells.nih.gov/info/basics/I.htm

Drapeau,C. et al. Mobilization of bone marrow stem cells with StemEnhance® improves muscle regeneration in cardiotoxin-induced muscle injury. Cell Cycle. May 1, 2010; 9:9, 1-5. Drapeau, C. Understanding the Natural Role of Stem Cells in the Body: A New Understanding of Disease Formation? J Stem Cell Res Ther 2013, 3:3

KARDİYOVASKÜLER SAĞLIK

Dolaşımdaki kök hücre sayısının arttırılmasının kalp fonksiyonlarını ve damar sağlığını desteklediği görülmüştür.

GLUKOZ METABOLİZMASI

Dolaşımdaki kök hücre sayısının arttırılmasının pankreas fonksiyonunu ve sağlıklı glukoz seviyelerini desteklediği görülmüştür.

BEYİN FONKSİYONLARININ KORUNMASI

Kök hücreler, beyin hücrelerine dönüşebilir ve beyin onarımını destekleyen büyüme faktörlerini salgılayabilir.

DOKU ONARIMI

Kök hücreler neredeyse her dokunun hücrelerine dönüşebilir ve doku onarım sürecini destekleyebilir.

DOLAŞIMDAKİ KÖK HÜCRE MİKTARI VE ONARMA KABİLİYETLERİ

Kalp hastalığı teşhisi konmuş 519 hastada dolaşımdaki kök hücre sayısı ölçüldü ve bir yıl boyunca kardiyovasküler sorunların (olayların) oluşumu izlendi. Bireyler 3 eşit gruba ayrıldı: Kök hücrelerin Yüksek seviyede olanlar Mavi grup, Ortalama seviyede olanlar Kırmızı grup ve Düşük seviyede olanlar Yeşil grup. Grafik, zaman içinde kardiyovasküler bir olay olmadan hayatta kalmayı temsil eder. Çizgilerdeki her aşağı adım, kardiyovasküler sorun yaşayan bir kişiyi gösterir.

Dolaşımda düşük seviye kök hücreye sahip bireylerin dolaşımda yüksek seviye kök hücrelere sahip bireylere oranla daha fazla kalp problemi yaşadıkları görülmüştür. Bu da dolaşımdaki daha fazla kök hücrenin kardiyovasküler nedenlerden kaynaklanan ölüm riskinin azalması olarak görülmüştür. Sonuç olarak, dolaşımdaki kök hücrelerin seviyesi, kardiyovasküler olayların ortaya çıkmasını ve kardiyovasküler nedenlerden kaynaklanan ölümleri önceden haber verdi.

Werner N, Kosiol S, et al. (2005) Circulating endothelial progenitor cells and cardiovascular outcomes. N Engl J Med. 353(10):999-1007.

Akut miyokard enfarktüsü (AMI) geçirmelerini takiben 12 saat içinde hastaların dolaşımlarındaki kök hücre sayısı ölçülmüştür. Hastalar iki gruba ayrılmıştır: 1) Dolaşımlarındaki kök hücre sayısı az olanlar 2) Dolaşımlarındaki kök hücre sayısı fazla olanlar. AMI günü iki grup ejeksiyon fraksiyonu ( kalbin kasılma gücü) gibi temel kardiyovasküler fonksiyonlar baz alındığında dikkate değer bir değişiklik olmasa da takip eden 6 ayda dolaşımdaki kök hücre sayısı fazla olan grupta ejeksiyon fraksiyonun önemli ölçüde iyi olduğunu görüyoruz.

Sonuç:

Dolaşımdaki kök hücre seviyeleri yüksek olan hastalar AMI geçirdikten sonra sol ventrikül fonksiyonunda çok daha iyi bir iyileşme göstermiştir (Sol ventrikül arterlerin içinden oksijenli kanı vücuda pompolar,).

Tomoda H and Aoki N. (2003) Bone marrow stimulation and left ventricular function in acute myocardial infarction. Clin. Cardiol. 26:455-57.

DOLAŞIMDAKİ KÖK HÜCRE SAYISINI ARTTIRMAK ONARMA GÜCÜNÜ ARTTIRIR

Bilim adamları, sitokinler tarafından harekete geçirilen kemik iliği kök hücrelerinin (BMSC) enfarktlı bölgeye yerleşme, eşleme, farklılaşma ve en sonunda miyokardiyal onarımı destekleme yeteneklerini test ettiler.

Farelerde kalp krizi (akut miyokard enfarktüsü) tetiklendi ve fareler iyileştikten sonra iki gruba ayrıldılar: A) Kontrol grubu B) Endojen Kök Hücre Mobilizasyonunu (ESCM) tetiklemek için sitokinlerle tedavi edilen grup. ESCM, 27 gün sonra önemli seviyede doku yenilenmesi ile sonuçlandı. ESCM ile uyarılmış kalp onarımı ölüm oranını %68, ölü doku boyutunu %40 azalttı. Ejeksiyon fraksiyonu giderek artmış ve 15 milyon yeni miyosit oluşumunun bir sonucu olarak hemodinamik önemli ölçüde iyileşmiştir. Sonuç olarak ESCM, kalbin yenilenmesi için cerrahi müdahaleye gerek olmayan tedavi edici bir strateji olabilir.

Orlic D, Kajstura J, Chimenti S, et al. (2001) Mobilized bone marrow cells repair the infarcted heart, improving function and survival. Proc. Natl. Acad. Sci. USA. 98(18):10344-9.

Enfarktlı miyokarddaki skar dokusu ve ventriküler genişleme, kalp fonksiyonuna zararlı miyokard enfarktüsünün patolojik sonuçlarıdır.

Sıçanlarda miyokard enfarktüsü tetiklendi ve iyileşmeden sonra hayvanlar 2 gruba ayrıldı: A) kontrol grubu, B) Endojen Kök Hücre Mobilizasyonunu (ESCM) tetiklemek için sitokinlerle tedavi edilen grup. ESCM, kontrole kıyasla daha yüksek ventriküler kasılma, daha düşük LV end- diyastolik basınç, daha küçük LV son diyastolik ve son sistolik boyutlar ve ventriküler genişlemenin azalması ile sonuçlandı.

Sonuç:

Bu çalışma, ESCM'nin miyokard enfarktüsünün iyileşmesinde fayda sağlayabileceğini göstermektedir.

Sugano Y, Anzai T, Yoshikawa T, et al. (2005) Granulocyte colony-stimulating factor attenuates early ventricular expansion after experimental myocardial infarction. Cardiovasc Res. 1;65(2):446-56.

G-SCF sitokiniyle uyarılmış Endojen Kök Hücre Mobilizasyonu (ESCM) test edildi ve farelerde omurilik hasarı (SCI) tedavisi için kök hücre enjeksiyonu ile karşılaştırıldı. Soldaki grafik omurilik hasarı iyileşirken farelerin hareketliliğini (BBB Skoru) gösterir. ESCM hareketliliği, hasarlı bölgeye kemik iliğinden alınmış kök hücre enjeksiyonuna benzer bir şekilde arttırmıştır. Soldaki resim omuriliğin kontrol ve ESCM ile tedavi edilmiş hayvanlarda çeşitli seviyelerdeki çapraz kesitlerini göstermektedir. ESCM, hasar kaynaklı omurilik atrofiyi azaltmıştır.

Sonuç:

ESCM, omurilik hasarı için kemik iliği kaynaklı kök hücre enjeksiyonuna, güvenli ve etkili bir alternatif tedaviyi temsil eder.

Guo X, Bu X, et al. (2012) Comparison of autologous bone marrow mononuclear cells transplantation and mobilization by granulocyte colony-stimulating factor in experimental spinal injury. International Journal of Neuroscience. 122:723-733.

Urdzikova L, Likavcanova-Masinova K., et al. (2011) Flt3 ligand synergizes with granulocyte – colony-stimulating factor in bone marrow mobilization to improve functional outcome after spinal cord injury in the rat. Cytotherapy, 13: 1090–1104.

Farelerin beynine 6-hidroksidopamin(6-OHDA) enjekte edilerek Parkinson hastalığı tetiklenmiş ve fareler 4 gruba ayrılmıştır. A) Plasebo ameliyat yapılanlar B) Parkinson kontrol grubu C) Parkinson’u l-dopa ve karbidopa ile tedavi edilenler D) Parkinson’u G-CSF enjeksiyonu ile tetiklenip ESCMye tabi tutulanlar. Koordinasyon kaybı, hayvanların burnuna yapıştırılan bir bant parçasını çıkarmak için harcanan zaman ölçülerek nicelenmiştir. Parkinson kontrol grubundaki farelerin koordinasyonunda keskin bir düşüş yaşanmış, gelişmeleri l-dopa ve karbidopa tarafından yavaşlatılmıştır. ESCM ile tedavi edilen fareler 2 hafta içinde bariz bir iyileşme gösterdikleri gibi koordinasyonlarındaki düşüş daha azdır.

Prakash A, Chopra K, Medhi B. (2013) Granulocyte-colony stimulating factor improves Parkinson's disease associated with co-morbid depression: an experimental exploratory study. Indian J Pharmacol. 45(6):612-5.

KAN DOLAŞIMINDA DAHA AZ KÖK HÜCRENİN HASTALIKLARIN OLUŞMASI KANISINI GÜÇLENDİRMİŞTİR

Erektil disfonksiyondan şikayetçi erkeklerin kan dolaşımında dolaşan kök hücre sayısı ölçülmüş ve karşılaştırılabilir sağlıklı erkeklerde bulunan dolaşımdaki kök hücre sayısı ile karşılaştırılmıştır (kontrol). Erektil disfonksiyondan şikayetçi erkeklerin kan dolaşımında dolaşan kök hücre sayısı ortalama olarak sağlıklı erkeklerde bulunan sayının yarısından biraz daha azdı. Bazı erkeklerde Uluslararası Erektil Fonksiyon İndeksi (IIEF) belirlendiğinde, erektil fonksiyon ile dolaşımdaki kök hücre sayısı arasında doğrudan bir ilişki kurulmuştur. Daha fazla kök hücresi olan insanlar daha iyi erektil fonksiyona sahiptir.

Foresta C, Caretta N, et al. (2005) Circulating endothelial progenitor cells in subjects with erectile dysfunction. Int J Impot Res. 17(3):288-90.

Esposito K, Ciotola M, et al. (2009) Circulating CD34+ KDR+ endothelial progenitor cells correlate with erectile function and endothelial function in overweight men. J Sex Med. 6(1):107-14.

Dolaşımdaki kök hücre sayısı, artan iskemik kalp hastalığı (IHD), koroner kalp rahatsızlığı olarak da adlandırılır, geçiren diyabetik hastaların kan dolaşımında sayıldı. Dolaşımdaki kemik iliği kaynaklı progenitör (öncül) hücrelerin sıklığı İHD hastalarında bozulmaktadır. Evre 3 IHD'den muzdarip bireyin kan dolaşımındaki dolaşımdaki kök hücre sayısı, sağlıklı bireylerde bulunan sayının kabaca yarısı kadardı.

Bozdag-Turan I, Turan RG, Tura nCH, et al. (2011) Relation between the frequency of CD34+ bone marrow derived circulating progenitor cells and the number of diseased coronary arteries in patients with myocardial ischemia and diabetes. Cardiovascular Diabetology 10:107.

Endojen endotelyal önce hücrelerin (EPC) sayısının azalması ve mobilizasyonlarının sekteye uğraması, hassas bağırsak hastalığının (IBD) gelişmesinde önemli bir rol oynuyor olabilir. Ülseratif kolit (UC) ve Crohn hastalığından (CD) muzdarip kişilerin dolaşımındaki EPC sayısı ölçülmüş ve sağlıklı bireylerle karşılaştırılmış, UC ve CD hastalarının EPC miktarının sağlıklı kişilere oranla yarıdan biraz daha az olduğu görülmüştür.

Garolla A, D’Inca R, Checchin D, et al. (2009) Reduced endothelial progenitor cell number and function in inflammatory bowel disease: a possible link to the pathogenesis. Am J Gastroenterol. 104:2500–2507.

Sistemik lupus eritematozu (SLE), erken ve hızlanmış damar tıkanıklığı ile ilişkilendirilmiştir. Dolaşımdaki önce hücreler (CPCler), kemik iliğinden türeyen ve damar tıkanıklığının sebebi olan vasküler hasarın onarımında önemli rol oynayan hücrelerdir. Bu araştırma, SLE hastalarında CPClerin sayısını ve işlevselliğini araştırmıştır. SLE hastalarında CPClerin sayısı ve göç aktiviteleri azalmıştır.

Sonuç:

SLE hastalarında CPC sayısı azalmış işlevsellikleri kısıtlanmıştır.

Moonen JR, de Leeuw K, van Seijen XJ, et al. (2007) Reduced number and impaired function of circulating progenitor cells in patients with systemic lupus erythematosus. Arthritis Research & Therapy 9:R84.

Endotel yıkım ve taşlaşma öncelikle taşlaşmış aort kapakçıklarının (AVler) aort tarafında meydana gelir. Bu çalışma dejeneratif AV stenozunun (AS), valvüler endotel yaşlılığın varlığı ve EPClerin sayısında ve fonksiyonundaki azalma ile ilişkili olup olmadığını araştırmıştır. Araştırmada kontrol grubuyla kıyaslandığında AS hastalarınındaki EPClerin sayısının ve göç kapasinin önemli derecede azaldığı görülmüştür.

Sonuç:

EClerin yaşlılığa bağlı olarak yenilenme kapasitelerinin azalması ve düşen EPC seviyeleri, valvüler EClerin yıkımıyla patolojik bir bağ oluşturur ve dejeneratif ASnin gelişmesine sebep olur.

Matsumoto Y, Adams V, Walther C, et al. (2009) Reduced number and function of endothelial progenitor cells in patients with aortic valve stenosis: a novel concept for valvular endothelial cell repair. European Heart Journal 30, 346–355.

Nörovasküler fonksiyon bozukluğu ve endotel yaşlanması, Alzheimer hastalığının (AD) ilerlemesine katkı sağlar. Dolaşımdaki EPCler, endotel değişimi için hücrelerde bir rezervuar sağlarlar. AD hastalarında EPC seviyeleri ölçülmüş, kontrol grubuna göre çok daha düşük sayıda EPCye sahip oldukları görülmüştür. AD hastalarında, daha düşük bir EPC seviyesi daha düşük bir Mini-Mental Durum Muayenesi skoru veya daha yüksek bir Klinik Demans Derecesi skoru ile bağımsız olarak ilişkilendirilmiştir. Bu durum ilerlemiş Alzheimer hastalarında EPC seviyelerinde büyük düşüş olduğunu göstermiştir.

Sonuç:

ADli hastaların dolaşımında azalmış oranda anjiyojenik hücreler vardır.

Lee ST, Chu K, Jung KH, Park HK, et al. (2009) Reduced circulating angiogenic cells in Alzheimer disease. Neurology 72:1858–1863

İdiyopatik pulmoner arteryel hipertansiyon hastalığının (IPAH) başlaması ve gelişmesinde endotelyal disfonksiyon kritik bir rol oynar. EPCler ise endotel onarımın önemli bir parçasıdır. EPCler IPAH hastalarından izole edilmiş, kültürlenmiş ve sağlıklı gönüllülerle eşleştirilmiş, dolaşımdaki EPC sayıları, göç ve adezyon aktiviteleri değerlendirilmiştir. IPAH’lı hastaların dolaşımındaki EPC sayılarında önemli bir düşüş gözlemlenmiş, IPAH’lı hastalardan alınan EPClerin göç kapasiteleri ve fibronektine yapışma yetenekleri önemli derecede bozulmuştur.

JunHui Z, XingXiang W, GuoSheng F, et al. (2007) Reduced number and activity of circulating endothelial progenitor cells in patients with idiopathic pulmonary arterial hypertension. Respiratory Medicine 102, 1073–1079.

Eklem iltihabı (RA), artmış hastalık ve ölüm oranıyla ilişkilidir ve hızlandırılmış damar tıkanıklığı ve kardiyovasküler olaylar ile nitelendirilebilir. Bu çalışma RA ve dolaşımdaki EPC sayısı ve işlevi arasındaki bağlantıyı araştırmıştır. RA, önemli ölçüde azalmış EPC sayıları, azalmış göç aktivitesi ve olgun endotel hücrelerin yüzeyine yapışmayı azaltma ile ilişkilendirilmiştir.

Sonuç:

Düşük dereceli inflamasyonu olan eklem iltihaplı hastalarda endotel disfonksiyon, EPC sayısının azalması ve kısmi disfonksiyonu ile ilişkilidir.

Herbrig K, Haensel S, Oelschlaegel U, et al. (2006) Endothelial dysfunction in patients with rheumatoid arthritis is associated with a reduced number and impaired function of endothelial progenitor cells. Ann Rheum Dis. 65:157–163.

Endotel tabakanın bozulması damar tıkanıklığının ilk adımıdır. Deneysel araştırmalar endotel progenitör hücrelerin (EPCler), endotelyal homeostaz ve onarım aşamasına müdahil olduğunu göstermiştir. Buna karşılık EPClerin tükenmesi ise aterosklerotik hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Bu araştırma, EPClerin sayılarındaki değişikliklerin sağlıklı deneklerde subklinik damar tıkanıklığı olup olmadığını intima-media kalınlıklarını (IMT) ölçerek değerlendirmiştir ve IMT değerlerinin yüksekliği aterosklerotik hastalıklar ile ilişkilendirilmiştir. Yüksek IMT’li hastalarda EPC sayısı önemli ölçüde azalmıştır ve EPC sayısı IMT ile ters orantılıdır.

Sonuç:

EPC'lerin tükenmesi, sağlıklı deneklerde erken subklinik aterosklerozun bağımsız öngörücüsüdür.

Fadini GP, Coracina a, Baesso I, et al. (2006) Peripheral blood CD34+KDR+ endothelial progenitor cells are determinants of subclinical atherosclerosis in a middle-aged general population. Stroke 37:2277-2282.

Kronik böbrek yetmezliği (CRF) ateroskleroz ve bozulmuş anjiyogenez ile ilişkilendirilmiştir. Bu çalışma CRF ve EPC sayısı ile göç kabiliyeti arasındaki ilişkiyi araştırdı. EPCler idame hemodiyalizindeki CRF hastalarından ve kontrol grubu bireylerinde izole edilmiştir. CRF hastalarında önemli ölçüde azalmış EPC sayıları ve vasküler endotel büyüme faktörüne (VEGF) cevaben EPC göç fonksiyonunda azalma görülmüştür. CRF hastalarının dolaşımındaki EPC sayısı, aynı risk grubundaki kontrol grubundan önemli oranda azdır.

Sonuç:

Yeni damarlanma ve damar fonksiyonunun sürdürülmesi için kritik olan EPC biyolojisi, CRF durumunda değişmektedir.

Choi JH, Kim KL, Huh W, et al. (2004) Decreased number and impaired angiogenic function of endothelial progenitor cells in patients with chronic renal failure. Arterioscler Thromb Vasc Biol. 24:1246-1252.

Bu çalışmada, kronik böbrek hastalığı (CKD) olan hastalarda EPC sayıları ve anjiyojenik işlevleri, hastalığın ilerlemesi ile ilintili olarak değerlendirildi. Çalışmaya diyaliz tedavisi gören 20 ve sağlıklı 10 kontrol bireyi olmak üzere çeşitli CKD seviyelerinden 50 kişi dahil edildi. CKD hastalarının dolaşımında azalmış miktarda CD34+EPC vardı. Dahası, CKD hastalarından alınan EPCde geciktirilmiş tutunma, endotel büyüme potansiyelinde azalma ve azalmış antitrombojenik fonksiyonu gibi işlevsel bozukluklar görülmüştür. Bu bozukluklar hali hazırda 1. evre CKDde gözlemlenmiş ve ilerleyen evrelerde daha bariz hale gelmiştir.

Sonuç:

İlerleyen CKD ile azalan EPC sayı ve fonksiyonu fizyolojik vasküler onarımı engelleyebilir ve CKD hastalarında gözlemlenen kardiyovasküler hastalık riskine katkıda bulunabilir.

Krenning G, Dankers PY, Drouven JW, et al. (2009) Endothelial progenitor cell dysfunction in patients with progressive chronic kidney disease. Am J Physiol Renal Physiol. 296(6):F1314-22.

Dolaşımdaki endotelyal progenitör hücreler (EPC'ler), endotelyal homoeostazın korunmasında kilit bir rol oynar ve vasküler onarımı destekler. Azalan EPC sayısı ve fonksiyonel aktivite birçok kardiyovasküler risk faktörü ile ilişkilendirilmiştir, ancak hipertansiyon ile olan ilişkileri net değildir. Bu çalışma, refrakter hipertansiyonlu (RHT) hastaların dolaşımdaki EPC'lerin sayısının ve fonksiyonunun azalmış olup olmadığını araştırdı. Yaşa göre ayarlamalar yapıldıktan sonra EPC yoğunluğu RHT’li hastalarda kontrol grubuna göre önemli ölçüde azaldı.

Sonuç:

RHT ve aterosklerotik hastalıklardan muzdarip kişilerin dolaşımındaki EPCler azalmıştır.

Oliveras A, Soler MJ, Martinez-Estrada OM, et al. (2008) Endothelial progenitor cells are reduced in refractory hypertension. Journal of Human Hypertension 22, 183–190.